İran’da çelik üretim altyapısına yönelik gerçekleştirilen hava saldırılarının ülkenin en büyük üretim merkezlerinden bazılarını geçici olarak devre dışı bırakması, bölgesel metal piyasalarında kısa vadeli bir oynaklık yaratırken, bu gelişmenin küresel çelik arzı üzerinde ciddi ve kalıcı bir bozulmaya yol açmasının beklenmediği ifade edilmekte, Mobarakeh ve Huzistan tesislerinin İran’ın toplam üretim kapasitesindeki payının sınırlı olması ve ülke genelinde kapasite kullanım oranlarının zaten düşük seviyelerde seyretmesi, üretimin diğer tesislere kaydırılabilmesi açısından önemli bir esneklik sağlarken, bu durum arz tarafındaki riskleri sınırlayan temel faktörlerden biri olarak öne çıkmaktadır, bununla birlikte İran’ın bölgesel üreticilere yönelik misilleme tehditleri jeopolitik tansiyonu artırsa da mevcut lojistik darboğazlar ve operasyonel sınırlamalar nedeniyle bu tehditlerin kısa vadede küresel arz üzerinde belirleyici bir etki yaratmasının zor olduğu değerlendirilmektedir, buna karşılık Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinde çelik üretiminin büyük ölçüde ithal hammaddelere bağlı olması ve bu hammaddelerin Hürmüz Boğazı üzerinden taşınması, bölgesel üretim açısından daha kritik bir risk alanı oluştururken, bu ülkelerde kapasitenin önemli bir kısmının halihazırda operasyonel zorluklar nedeniyle tam kullanılamıyor olması, ilave kesintilerin etkisini sınırlayan bir unsur olarak dikkat çekmektedir, tüm bu gelişmeler Ortadoğu’nun çelik arz açığını kapatmak için uluslararası piyasalara yönelmesini hızlandırırken özellikle Çin’den yapılan ithalatın artması beklenmekte ve bu durum demir cevheri ile kok kömürü gibi temel girdilere yönelik küresel talebi destekleyerek fiyatlamalarda jeopolitik risk priminin bir süre daha korunmasına neden olabileceği değerlendirilmektedir.


