Küresel enerji piyasalarının jeopolitik riskler ve arz kesintileri nedeniyle dalgalı bir seyir izlediği bir dönemde Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı petrol boru hattını günlük 7 milyon varillik tam kapasiteyle yeniden devreye alması, enerji arz güvenliği açısından son derece kritik bir gelişme olarak öne çıkarken, özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki olası kesintilere karşı alternatif bir ihracat güzergâhı sunan bu hattın yeniden güçlendirilmesi, Kızıldeniz üzerinden yapılan petrol sevkiyatlarının sürekliliğini sağlamada önemli bir rol oynuyor ve geçtiğimiz hafta saldırı sonucu hasar gören pompa istasyonunun kısa sürede onarılmasıyla günlük 700 bin varillik iletim kapasitesinin yeniden sisteme dahil edilmesi, ülkenin enerji altyapısındaki operasyonel esnekliğin ve krizlere karşı dayanıklılığın güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriliyor, Saudi Aramco’nun açık deniz Manifa sahasında üretimi yeniden artırarak daha önce yaşanan günlük 300 bin varillik kaybı telafi etme yönünde ilerleme kaydetmesi arz tarafındaki toparlanmayı desteklerken, Khurais tesisinde devam eden onarım çalışmaları ise üretim zincirindeki risklerin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor, buna rağmen boru hattının tam kapasiteye ulaşması küresel piyasalarda arz güvenilirliği algısını güçlendirirken, İran’ın da rafineri ve dağıtım altyapısını yeniden ayağa kaldırmaya yönelik planlarını açıklaması bölgesel enerji dengelerinde yeni bir denge arayışının başladığını ortaya koyuyor ve tüm bu gelişmeler petrol fiyatları üzerinde jeopolitik risk priminin varlığını sürdürmesine neden oluyor.


